Blog Image

 

Covid-19 sürecinde “E-Ticarette” neler yaşanıyor?

Covid-19 sebebiyle fiziksel temastan kaçındığımız ve yayılmasının önüne geçmek için ülkece izolasyon altında olduğumuz bu dönemde, zorunlu nedenlerle ihtiyaçların karşılanması için yönelinen sanal alışveriş yani elektronik ticaret sitelerindeki tüketici alımlarında ciddi artışlar yaşanıyor. Artışlar özellikle hijyen ürünleri, tıbbi malzemeler (vitamin takviyeleri), ev gereçleri ve gıda ürünlerinde yoğunlaşıyor. Temastan kaçınma isteği, alışveriş merkezlerinin kapalı olması ve/veya riskli gözükmesi, sokağa çıkma yasağı düzenlemeleri gibi sebepler ile neredeyse duran fiziksel ticaret, insanların temel ihtiyaçlarını karşılama veya hobileri için gerekli ekipmanları sağlama güdüsü ile elektronik ticarete yönelmelerine sebep oluyor.


Sağlık, zaman ve enerji tasarrufu yönünden tüketicinin lehine olan bu ticaret şeklinin işleyişinin hukuksal boyutu hakkında aslında bilinmeyen ve yasalarla belirlenmiş olan hakların neler olduğuna değinmenin, e-ticaret yapan şirketlerin ve tüketicinin avantajına olacağı düşüncesindeyiz. Bu nedenle bu yazımızda Covid-19 sebebi ile ciddi bir sıçrama yaşayan e-ticaretin hukuksal boyutlarına değineceğiz.


Elektronik alışveriş yaparken talep edebileceğimiz yasal haklar nelerdir?

1) Cayma Hakkı (İade Hakkı)
Hem “6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” hem de 27 Kasım 2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Mesafeli Satışlar Yönetmeliğinde” detaylı olarak düzenlenen cayma hakkı, maalesef birçok şirket ve tüketici tarafından bilinmemektedir.


Cayma hakkı ile, tüketici aldığı mal veya hizmeti hiçbir gerekçe bildirmeden, teslim aldığı tarihten itibaren 14 gün içeresinde iade edebilecektir. Alıcı, satıcıya cayma hakkını kullandığına ilişkin bildirimi, malı teslim aldığı tarihten itibaren 14 gün içinde yapmalı, satıcı veya sağlayıcı malı kendisinin geri alacağına dair bir teklifte bulunmadıkça, cayma hakkını kullandığına ilişkin bildirimi yönelttiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde de malı satıcı veya sağlayıcıya geri göndermelidir. Tüketici, sözleşmenin kurulmasından malın teslimine kadar olan süre zarfında, yani malını teslim almadan önce de iade hakkını kullanabilmektedir. Tüketici, cayma hakkı konusunda satıcı tarafından gerektiği şekilde bilgilendirilmezse, cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı olmayacak ve bu süre her halükârda cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erecektir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat, satıcı veya sağlayıcının yükümlülüğündedir. Ayrıca tüketici, cayma süresi içinde malı, işleyişine, teknik özelliklerine ve kullanım talimatlarına uygun bir şekilde kullandığı takdirde meydana gelen değişiklik veya bozulmalardan sorumlu olmayacaktır.


Cayma (İade) hakkının satın alınan her ürün için geçerli olacağını düşünmek bir yanılsama olacaktır. Zira bu hak her ürün için geçerli değildir. Şirketler bu hususları özellikle Mesafeli Satış Sözleşmelerinde belirtmelidirler. Örneğin, çabuk bozulabilen ve son kullanma tarihi geçebilecek mallar ya da tüketicinin istekleri veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin kurulan sözleşmelerde cayma hakkı kullanılamamaktadır. 


2) Ayıplı Ürün
Tüketiciye teslim edilen ürün vaat edilen ürün ile aynı değilse, belirtilen kıstasları sağlamıyorsa ayıplı üründen bahsedilebilecektir. Eğer satın alınan üründe çıplak gözle görülebilecek bir hasar veya sorun varsa açık ayıp söz konusu olacaktır. Bu durumda tüketici belirli bir süreye bağlı kalmaksızın (4077 Sayılı Eski Tüketici Kanunu’nda, tüketicinin seçimlik haklarını kullanabilmesi için açık olan ayıplara karşı 30 gün içerisinde satıcıya durumu bildirme yükümlülüğü vardı) seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.
Örnek olarak, bir telefon aldığında teslimde telefonun camı kırıksa açık ayıptan söz edilebilecektir. Bu gibi hallerde tüketici(alıcı),

  • Ürünün ayıpsızı ile değiştirilmesini,
  • Satış bedeli üzerinden ayıp oranında indirim yapılmasını,
  • Malı iadeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkını kullandığını,
  • Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olacak şekilde satılanın ücretsiz onarılmasını, talep edebilecektir.

Bunlar tüketicinin seçimlik hakları olup tüketici belirtilen 4 haktan istediğini seçmekte özgürdür. Tüketici seçimini yaptıktan sonra satıcı, tüketicinin talep ettiğini gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu seçimlik haklara ek olarak alıcının, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı da saklı tutulmaktadır.
Eğer satın alınan üründe mevcut olan ayıp, teslim alınmasından sonraki bir tarihte, kullanıldıkça ortaya çıkıyorsa örneğin, e-ticaret sitesinden satın alınmış olan telefon bir süre sonra dokunmatiğinde bir sorun yaşanıyorsa bu durumda gizli ayıp söz konusu olmaktadır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için, üründeki ayıbın, ürünün hasar ve yararının tüketiciye geçtiği anda var olması gerekmektedir. Kanun koyucu bu konuda da tüketici yararına bir düzenleme yoluna giderek, üründeki ayıbın ilk 6 ay içerisinde açığa çıkması halinde ayıbın, ürünün hasar ve yararının tüketiciye geçtiği anda var olduğu karinesini kabul etmiş ve bu durumda kendine menfaat sağlayacak kişi tüketici olmasına karşılık durumun aksini ispat yükünü satıcıya yüklemiştir. Tüketicilerin bu kapsamda dürüstlük karinesine uygun olacak şekilde hareket etmeleri öngörülmektedir. 

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12. Maddesine göre; “Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabi olacaktır.


Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemeleri
Ayıplı bir mal veya hizmet sebebi ile tüketici olarak mağdur olunduğu ve satıcı firma ile sorunu çözülemediği takdirde tüketici yerleşim yerindeki veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki Tüketici Hakem Heyetine başvurabilir. (E-devlet üzerinden başvuru yapabilmek de mümkündür) Tüketici hakem heyeti bir mahkeme değil, karar merciidir. Dolayısıyla verilen kararlar kesin değildir ve bu kararlara karşı itiraz edilebilir, dava konusu yapılabilir. Hakem Heyetine başvuru hem zaman hem de daha az masraflı olmasından dolayı tercih sebebidir. Ancak bu başvurular için satın almış olduğunuz ürünün değeri önemlidir.


Zira 2020 yılı itibariyle, 10.390 TL üstündeki uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyetlerine başvurulamamakta olup Tüketici Mahkemelerine başvurulması gerekmektedir. Tüketici Mahkemeleri bulunmayan yerlerde söz konusu başvurular Asliye Hukuk Mahkemelerine yapılabilecektir.


Kargo Teslimi Esnasında Sahip Olunan Haklar
Çoğu tüketici kargosu geldiği an, sipariş vermiş olduğu ürüne kavuşmanın heyecanı ile aslında sahip olduğu hakkı atlamaktadır. Yapılması gereken kargoyu teslim alırken kuryenin de hazır bulunduğu ortamda kargoyu açmak ve kargonun istenilen şekilde gelip gelmediğinin kontrolünü sağladıktan sonra kargoyu teslim almaktır. Uygulamada her ne kadar tersi olsa da bu hususa dikkat etmekte yarar vardır çünkü tüketici, kargoyu kontrol ettiği sırada, herhangi bir hasar veya eksik görürse kargoyu teslim almadan “iade etme” hakkına sahiptir. Bu gibi durumlarda tüketicinin, kargo firması çalışanına “Hasar Tespit Tutanağı” hazırlatma imkânı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, tüketici mutlaka kargo ile beraber ürünün faturasının gelip gelmediğini de kontrol etmelidir. Zira satıcıların kargo ile birlikte alınan ürünün faturasını da gönderme zorunluluğu bulunmaktadır.

 

Sipariş Sonrasında Satıcı Firmalar Tarafından Yerine Getirilmesi Gereken Yükümlülükler

Tüketiciye satış yapılan platform internet sitesi ya da mobil uygulama ise, bir sistem çerçevesinde uzaktan satın alma gerçekleştiğinden, bu platformlarda kurulan sözleşmeler mesafeli satış sözleşmeleridir. E-ticaret sitesi veya mobil uygulama platformu üzerinden faaliyet gösteren e-ticaret şirketleri için mesafeli sözleşme öncesi, sırası ve sonrasında uyulması gereken bazı yükümlülükler vardır. Tüketici ürünü satın alırken malın özelliklerinin, fiyatının, kullanım koşullarının ve garanti şartlarının satış sözleşmesinde yer alması gerekmekte olup, e-ticaret sitesi bu satış sözleşmesini alıcıya sağlayamıyorsa, o alışveriş sitesinden alışveriş yapılmamalıdır. Öncelikle tüketici siparişi tamamladığında siparişin alındığı bilgisi mutlaka e-ticaret sitesi ara yüzünde veya mobil ara yüzde verilmeli buna ek olarak da tüketiciye e-posta, SMS, telefon veya faks gibi araçlardan biri seçtirilerek siparişin alındığı bilgisi gönderilmelidir. Siparişin tamamlanması ile birlikte taraflar arasında imzalanan mesafeli satış sözleşmesi metni tüketiciye elektronik ortamdan ya da fiziki olarak ulaştırılmalıdır. Satış gerçekleştikten sonra satılan ürün taahhüt edilen süre içerisinde mutlaka tüketiciye teslim edilmeli, teslimat için herhangi bir süre taahhüt edilmediyse ürün satışlarında mutlaka siparişin e-ticaret şirketine ulaştığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde teslimatı gerçekleştirilmelidir. Bu süreler içerisinde siparişin tesliminin gerçekleşmemesi durumunda, tüketici sözleşmeyi feshetme ve yasal gecikme faizi ile birlikte ödediği bedelin tarafına iade edilmesini isteme hakkına sahip olacaktır.

Değerlendirme
Elektronik ortamda alışveriş çok geniş bir ekosistem ve her geçen gün daha da hızla büyüyen bu ekosistemin sağlıklı büyümesi için hukuksal düzenlemelerin satıcılar kadar tüketiciler tarafından da biliniyor ve kullanılıyor olması gerektiği görüşündeyiz. Bu nedenle Tacir ve Tüketicinin elektronik ticaret mevzuatı konusunda bilinçlenmesi önemlidir. Tarafların hak ve yükümlülüklerini bilmesi sayesinde hem yaşanan güven probleminin önüne geçilmiş hem de e-ticaret sitesi işletmecilerinin daha dikkatli davranmaları sağlanmış olacaktır.


Salgının yaşandığı bu dönemde, elektronik ticaret ile fiziksel etkileşimin sıfıra indirgenerek, kuryeler dışında temas edilen kimsenin kalmaması amaçlandığından, bu süreçte sıçrama yaşayan e-ticaret platformu satışları, kriz olan yerlerde belli noktalarda fırsatların da doğabileceğini göstermektedir. Bu süreçte markalar değişen ihtiyaçları karşılamak için uyum sağlamak ve esnek olmak zorundadır. Dolayısı ile öncesinde e-ticaret dünyasına girmemekte ısrar eden veya bir şekilde bu durumu öteleyenlerin artık e-ticaret dünyasına adım attığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda virüs salgını nedeniyle birçok sektör işe alımlarını askıya almış olsa da tüketicilerin online sitelere yönelmesi sebebi ile bazı şirketlerin işe alımlarında da ciddi artışlar meydana gelmiştir.


Covid-19'un e-ticaret üzerindeki etkisi ile, çevrimiçi satın alma ve tedarik politika ve kurallarının daha da geliştirileceğini öngörebiliriz. Bu süreç ile beraber e-ticaret, küçük işletmeleri de destekleyebilecek ve ekonomileri daha rekabetçi hale getirerek hem iç büyüme hem de uluslararası ticaret için ekonomik bir itici güç haline gelebilecektir. Salgın, e-ticaretin önemli bir araç ve belli noktalarda çözüm olabileceğini açıkça ortaya koymuştur. Covid-19 salgınının etkilerinin hemen çözüme kavuşmayacağı da göz önüne alınırsa, mal ve hizmetlerde e-ticaretin yeni ortama uyum sağlamaya devam etmesi gerekeceği sonucuna varabiliriz. Salgın sonrasında ekonomik iyileşme ve istihdam yaratmaya yardımcı olmak için malların ve hizmetlerin hızlı ve güvenli bir şekilde sınır ötesi hareketini sağlayacak yeni ve pratik e-ticaret çözümlerinin de bu süreçte düşünülmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz. Covid-19 sebebi ile ilan edilen Pandemi sayesinde dijital teknolojilerin önemi hepimize yeniden gösterilmiş olup bu dönem ile beraber e-ticaret hizmeti sunan şirketler için yeni bir çağın başladığını söyleyebiliriz.